CategoryHayat

Hayatta yaptığım şeyler, verdiğim kararlar genel olarak bu kategorinin içinde olacak.

Blog muyum cidden?

Kişiliğimde var, bir şeyi anlatırken çok detaya girip bir kelime çorbasına dönüşüyor söylediklerim. Yazdığım yazıları tekrar okudukça farkediyorum. Ne uzun yazmışım ya ben, neden?

Bazı konulara çok dalmışım ve konuyu saptırmışım. Belki bu yazımda bile görürsünüz belli olmaz. Artık bir son bulmalı. Konuşmak istediğim çok konu var, anlatmak için çok fazla yer harcıyorum. Blog değil kitap yazıyor gibi hissediyorum bazen.

Şu andan itibaren yazılarım daha kısa, öz ve okunası olacak. Kendime sözüm bu. Tek bir istisnası olacak, o da inceleme tipi yazılar. Onları ayrı bir kategoride (ve ayrı bir sayfada) tutacağım.

İlgi çekici içerikler paylaşmaya yeniden başlayacağım, gerek sosyal medya gerek burada daha aktif olacağım. Twitter ve Instagram‘da paylaşımlarımı sık sık göreceksiniz.

SineTürkiye: Süper Kahramanlar Neden İlgimizi Çekiyor?

Geçen haftalarda SineTürkiye için bir yazı yazdım, konusu başlıktan da gördüğünüz üzere süper kahramanlar.

Bu paylaşım aslında bir yazı değil de, anlık bir durum güncellemesi ve referans. Yazının içeriğinden burada çok fazla bahsetmeyeceğim. Dilerseniz buraya tıklayarak SineTürkiye’deki yazımı okuyabilirsiniz.

Yazdığım yazıda süper karakterlerin bizlerle ortak özelliklerinden yoğun olarak bahsettim. Kurgularda onlar da toplumun birer parçası olarak gösteriliyor, ben de bunu vurguladım ve gerçek hayatta yaptığımız kahramanlıklardan yazıda bahsettim. Süper kahraman yazısı değil de öz güven arttırıcı içerik gibi oldu.

Bu tarz içerik paylaşım yerlerinde de kendimi öne çıkarmak istiyorum, ilk adımımı atmış oldum. Bunun gibi daha fazlası da olacak ve burada yine bu şekilde paylaşacağım.

Müzik dinlemek gibisi yok.

Ses varsa, müzik de var. Gerek bir dizide, belki bir mekanda, çeşitli yerlerde müziği duyuyor ve belki de şu an dinliyoruz. Favori müziklerimizin üzerimizde etkisi de oluyor. Ben müzik dinlerken daha verimli iş yaptığımı hissediyorum mesela. Size de oluyordur illa ki.

Müzik kişiyi adeta değiştiriyor; ruh dünyasını, davranışlarını hatta düşüncelerini bile etkileyebiliyor. Kişinin dinlediği şarkılara göre kişilik analizleri ve ruh hali gözlemlenebiliyor. Mesela ağır ilerleyen, tekdüze şarkıları genelde “çökmüş” kimseler dinliyor. Ritmi yüksek şarkılar genelde optimist kişilerin tercihi.

Ben çoğunlukla ritmik şarkılar dinliyorum ve enerjik hissediyorum. Spor yaparken dinlemesi ise ayrı bir güzellik, insan yorgunluğunu unutuyor ve dayanıklılığını koruyor. Müzik gerçekten de ruhun gıdası.

Şarkıları dinlemek kadar onları çalmayı da seviyorum. İlkokulun başında bir org sahibi oldum ve zamanla org konusunda amatörce kendimi geliştirdim. Müzik kulağım var ve sevdiğim şarkıları tekrar ederek çalabiliyorum, inanılmaz bir şey. Dinlediğim şarkılara bir daha bağlanıyorum adeta.

Bazı şarkıları beynimiz belli anılar ve kişiler ile bağdaştırıyor. Yakın arkadaşlarınızla veya bir yerde yaşadığınız önemli bir olay sırasında dinlediğiniz şarkıları yeniden dinlediğinizde onları hatırlatır. Benim dinlediğim bir şarkı -ironik bir şekilde ritimli bir şarkıydı- bana ayrılığımı hatırlatıyordu. Hâlâ dinledikçe hatırlarım ama ayrılık konularını aştım.

İlk defa bir müzik çalarım olduğu dönemlerde kendi seçtiğim şarkıları dinlemeye başladım. YouTube’dan rastgele müzikler indirip dinliyordum ama en net hatırladığım şarkı Maroon 5 – Moves Like Jagger’dı. Islıkla eşlik ederek o şarkıyı dinlemeyi hala severim. Ritmi ayak uydurulabilir hızda olduğu için yürüyüş yaparken çok güzel gidiyordu.

Herkesin farklı şarkı zevkleri var. Ben çoğunlukla ritimli şarkıları seviyorum ama arada caz da dinlemek güzel oluyor. Karsu’nun Jest Oldum şarkısını seviyorum, aslında Mustafa Sandal’ın şarkısı ama Karsu’nun yaptığı caz versiyonu daha huzur verici geliyor.

Müzik belki de en güçlü şeylerden birisi, bizi her türlü etkileme gücüne sahip. Umutsuzluk ve kaygılarınızı alabildiği gibi arttırabiliyor da. Dinlediğimiz şarkılar bizimle bütünleşiyor ve bizi biz yapıyor. Yine de güçlü olduğu kadar güzel de. Müzik dinlemek gibisi yok.

Algoritmalar her yerde!

Yakın zamanda Udemy’de Murat KOÇ’un “Algoritma ve Programlama Mantığı” eğitimine bir başlangıç attım ve bazı şeyleri fark ediyorum.

Daha önceki yazılarımda veya sayfalarda hiç bahsettim mi bilmiyorum ama ben gelecekte (üniversitede) yazılıma yönelik bir bölüm okumak istiyorum. Yazılımın temellerini kavramam içinse algoritmaları öğrenmem gerekli.

Algoritmalar, en basit haliyle bir problemin çözüm adımları diyebilirim. Ayşe beş simit alıp ikisini yer, kalanını 3 liradan satarsa elinde kaç lirası olur tarzı problemler. Evet mi, hayır mı tarzı kararlar. Çözülen problemler sadece bu tarz değil ama programlama mantığını kavramak için iyi bir başlangıç.

Eğri oturup doğru konuşayım, matematiğim iyidir ama problemleri her zaman anlamam. Bu yüzden bir problem sorusunda uzun vakitler harcadığım oluyor. Kurs içeriği yığınla örnekten oluşuyor, bu yüzden problem çözme konusunda daha gelişmiş hissediyorum.

Buraya kadarki kısım teknikti, peki ya ben ne fark ettim?

Kursun henüz başlarındayken bir şey fark ettim; algoritmalar her yerde. Algoritmaları gerek gerçek hayatta, gerekse programlama dillerinde, kısacası her yerde kullanıyoruz.

Bir oyun düşünün, hikaye bazlı olsun. Yaptığınız her karar sizi farklı yollara saptırır. Bazen yollar ayrı uçlara gider, bazen ise kesişir. Bu hikayenin bir şemasını çıkardığınızda, oyunu tekrar tekrar oynayıp farklı yollara saptığınızda bir bakıma algoritmaları kavrıyorsunuz.

Yaptıklarınız üzerine hiç derince düşündünüz mü? Eğer düşündüyseniz, bunu yapmasaydım dediğiniz zamanlar da olmuştur. Bu da sizi olasılıklara sürükler. Geçmişi düşününce “şunu yapsaydım”, bir kararı vermeden önce “ne yapsam”.

Olasılıkların üzerine düşündüğünüzde farklı sonuçlar görürsünüz: alternatifler. Kodlamanın, yapay zekanın, öngörülerin mantığı. Sonuçlara ulaşmak için, adımları izlersiniz. Sanki bir şeyi daha çağrıştırıyor, dedektifliği. Liderliği, yönetimi, hayatımızda verdiğimiz her bir kararı. Hayatın her yerinde, kendi zihnimizde algoritmaları kullanıyoruz ve haberimiz yok!

Biraz manyaklaştım sanırım buraya kadar, yazı komplo teorisine dönmüş. Bahsetmek istediğim şey, algoritmaları her yerde kullanıyoruz ve mantığını daha iyi kavradığımızda hayatta da daha başarılı olabiliriz. Yazılım geliştirme ile ilgili bir kariyer seçimi yapacaklar için ekstra artısı, algoritmalar yazılımda da önemli bir yer tutuyor.

WordPress Meetup ve SEO

Geçtiğimiz haftalarda yine bir WordPress Meetup‘a katıldım. Konusu başlıktan da gördüğünüz üzere SEO ile ilgili. Nasıl geçtiğiyle ilgili ufak bir deneyim yazısı yazdım. Hazırsanız, başlayalım.

Ankara WordPress Meetup grubu olarak her ay, belirsiz bir Pazar günü, farklı konularda sohbet ve seminer tarzı buluşmalar düzenleniyor. Katılım ücretsiz ve WordPress ile ahım şahım bir bağınız olması gerekmiyor. Yaş konusunda ise sınır yok denebilir. Ben geçtiğimiz yıl ilk buluşmaya katıldığımda liseye daha yeni başlamıştım, siz düşünün.

Bu buluşma, Bahçelievler Desotti Coffee‘nin alt katındaki geniş salonda yapıldı. Otuzu aşkın kişi katıldı ve oldukça güzel geçti. Organizatörümüz Barış ÜNVER ve baş katılımcımız Webolizma‘dan Ecevit SARAÇ‘ın desteğiyle oldukça eğitici bir buluşma oldu.

Ankara WordPress Meetup ve SEO
Oldukça fazla kişi var, değil mi?

Aramızda yeni katılımcılar oldukça fazlaydı. Her geçen buluşmada daha da artıyor ve yeni kişiler tanıma fırsatı buluyorsunuz. Tıpkı LinkedIn gibi; kendinize bir ağ kuruyor ve bilgili kişilerden destek alabiliyor/diğerlerine destek verebiliyorsunuz.

Herkes kendini ufak bir şekilde sırayla tanıttıktan sonra SEO, yani Arama Motoru Optimizasyonu ile ilgili önemli bilgiler verildi. Google’da aratılan kelimelere göre üst sıralara çıkmak için tüyolardan bahsedildi ve konuyla ilgili merak edilen sorular yanıtlandı.

Ortalama yarım saatte bir 15-20 dakikalık aralar verildi ve bu aralar sırasında katılımcılar birer kahve içip sohbet ettiler. Siber güvenlik uzmanlarından yazılım mühendislerine oldukça fazla kişi vardı. Gerek iş, gerek bilgilenmek amaçlı sohbetler edildi ve seminerimsi buluşmaya devam edildi.

Sorular yanıtlandı, önemli bilgiler edinildi ve böylece bir Meetup daha sona erdi. Sonraki buluşmayı da dört gözle bekliyorum. Sizler de Ankara’daysanız ve buluşmalardan haberdar olmak/katılmak isterseniz, buraya tıklayarak Meetup grubuna katılabilirsiniz.

İlk adımım: Teknoself

Teknolojiye olan sevgim, beni çeşitli teknoloji haber sitelerinde yazarlığa itti. Bu yazımda bahsettiğim Teknoself, benim ilk yazarlık kariyerim değil. Bu yazı daha çok benim ilk deneyimlerim ve kendi gelişimim hakkında olacak.

Facebook’taki teknoloji gruplarında yazılar yazıyordum ve bu yazılar, yaptığım yorumların da yardımıyla, Mehmet SAYINKAPLAN‘ın teklifiyle, onun projesi olan Teknoself’te gönüllü yazarlık yapmaya başladım. Her ne kadar yazarlıktan pek bir eser olmasa da…

Teknoself, çoraklaşmadan önceki son demlerinde.

Benim için biraz daha deneme tahtası gibi olsa da, orada kendimi geliştirdim. Yazarlık namına değil, ama yine de gelişim sonuçta. Projeye ilk katıldığımda düzensiz bir Wix sitesi ve olmayan bir logo ile iş yapmaya çalışılıyordu. Ben de ufak bir iyilik yapmak istedim ve araştırma yaptım. Ücretsiz “.tk” alan adı ve ücretsiz bir hosting kullanarak bir site açtım. Bu siteye ise 3 gün süren bir “bilgisizlik dönemi” boyunca WordPress kurmaya çalıştım. Bir şekilde deneme yanılma yoluyla WordPress’i keşfettim ve uygun bir tema ayarladım. Biraz göze girme maksadıyla bunu bir sürpriz olarak sundum ve projede bulunanlar da oldukça beğendi.


Teknoself için yaptığım ikinci logo. İlki haç işaretine çok benzetildi, bu yüzden hiç kullanılmadan buna geçildi (ilk logo sadece “t” harfiydi).

Sayfayı dediğim gibi bir deneme tahtası olarak kullanıyordum. Olmayan tasarım bilgisiyle Paint’ten ilginç bir “t” logosu hazırladım. Sayfanın bir marka logosu olsun istemiştim, olmuştu da. Tabi biraz eğri büğrüydü, ama olmuştu o kadar.

Bu süreçte teknoloji haberlerini sıkça okudum, yazarlık yapmadım ama fazlaca okudum ve daha fazla öğrendim. Ayrıca ilk denemelerimle beraber WordPress hakkında da araştırmalar yaptım, kendimi tasarım konusunda ufaktan geliştirmeye çalıştım (Paint’ten değil, Pixlr Editor) ve zaman geçtikçe çok daha iyi işler başardım.

Çocuktum ve doğru konuşmak gerekirse ilgi manyağıydım, bunları yapmamın da asıl sebepleri bunlardı genel olarak. Her ne kadar bir çocuk işi olsa da, emek verdiğim şeylerdi ve karşılık almayı biraz istiyordum. Bunun üzerine çocukça bir şekilde inatlaştım ve çıkartıldım. Daha sonra yeniden katıldım fakat pek fazla destek çıktım diyemem. Teknoself yıllar boyunca, çöpe atılmış, boş bir proje olarak kaldı.

Teknoself ama sürekli boş değildi. Daha sonraki süreçlerde Burak KOŞAR sayfaya katıldı ve Teknoself’i o da yeniden canlandırmayı denedi. Yukarıdaki ekran görüntüsünde Burak’ın da oldukça büyük payı var. Ben bu çabalara TeknoselfReboot demiştim, fakat biraz nafile oldu. Teknoself zaten çökmüştü, yenilemeye çalıştıktan sonra da çok büyük bir gelişme gözlemleyemedik. Sonra da site battı zaten.

Soldan sağa zamanla gelişen Teknoself profil resmi çalışmalarım. Temel hep “t” oldu.

Teknoself’te bulunmak benim birçok ilkimi gerçekleştirmeme sebep oldu ve bu yüzden katıldığıma mutluyum. İlk WordPress sitem, ilk logo denemem, yazarlık yapma çabalarım hep Teknoself’te başladı. Bugün beni ben yapan şeyleri biraz Teknoself’e borçluyum diyebilirim, hehehe.

Şu anda öğrendiğim bilgiler ve deneyimler ile kendimi tasarımda ve yazarlıkta da geliştirdim, ama o artık başka bir yazımın konusu.

The Ankara WordPress Meetup

Yazının sonunda bir özel bildirge var. Yazı uzun gelmiş olabilir, okumak istemeyebilirsiniz, ama mutlaka bildirgeye bir göz atın. Bu metne tıklayarak direkt özel bildirge kısmına inebilirsiniz.

Geçen sene WordPress panelinde gezinirken Dashboard’da (başlangıç menüsünde) bir Ankara WordPress etkinliğinin olduğunu gördüm.

İnceledikten sonra etkinliğe katıldım ve WordPress kullanıcıları ve geliştiricileriyle tanıştım, güzel vakit geçirdim ve o zamandan bu yana Ankara WordPress Meetup grubunun bir üyesiyim. Tamı tamına 13 aydır bir fire haricinde düzenli olarak katıldığım bu etkinliklerde yaşadığım deneyimi sizlerle paylaşacağım.

Geçen sene, 27 Mayıs’ta WordPress’in doğum gününü kutladık ^u^

25 Şubat 2018 tarihinde katıldığım ilk Ankara WordPress Meetup (grup) buluşması (buluşma) bir yarışmaydı. Buluşma resmiyete sahipti, Barış ÜNVER resmi WordPress organizatörü olarak yanımızdaydı.

Sabah 10 civarı olan buluşmaya 9.30 gibi gelmiştim. Barış abi de oradaydı, mekanın düzenini ayarlıyorlardı. Orada bir ilk tanışma faslı yaşandı, sonrasında ise zamanın geçmesini bekledik. Saat 10’dan sonra katılımcılar gelmeye başladı, fakat ufak bir sorun vardı. Grupta 60 kadar kişi “katılıyorum” dese de 15-20 kişi ha geldi, ha gelmedi. Beklenen bir senaryoymuş. Benim için (ve Meetup’ta kayıtlı olan) ilk buluşmaydı ama Barış abinin düzenlediği ilk buluşma bu değilmiş meğersem.

Grupta olanlara toplu bildirim gönderildi, bildirimden sonra da katılan sayısında pek bir değişme olmayınca 11 gibi grupça tanışma faslına başlandı. WordPress kullananlar, tema/eklenti geliştirenler kendilerini tanıttılar. Ben kullanıcısıydım, kendimi de o şekilde tanıttım.

Tanışma faslı bittikten sonra kahvaltılar edildi, herkes kendini tanıttığı için ilgili gruplaşmalar oldu, sohbetler döndü, böyle devam etti ve yarışmaya başlangıç atıldı.

İlk buluşmanın yapıldığı Vecihi kafe. Buluşmaların geneli kafelerde oluyor aslında.

Yarışmanın ufak çaplı ödülleri de vardı, ilk üç kişiye bazı premium WordPress eklentileri hediye ediliyordu. ShortPixel kredileri vardı, hatırladığım tek şey de bu şu an ^u^. Yarışma hakkında komik bir bilgi; puanlamalarımız kulak çubuklarıyla yapıldı. Kullanılmış olanlar değillerdi, ama yine de düşüncesi eğlenceliydi. İlk fikir kürdanmış ama kulak çubuğunda karar kılınmış sonradan.

Üç kademeden oluşan sorular vardı, ilk sorular geyik olanlardı. Doğru cevap bağırıyordu adeta, geri kalanlar da geyik cevaplardı, bu kademede puanlamalar olmadı. Sonraki kademede doğru cevap veren her kişiye bir kulak çubuğu verildi, ondan sonraki kademede ise iki tane.

Yarışma sırasında WordPress hakkında yeni şeyler öğrendim. O günden beri capital_P_dangit() fonksiyonunun ne olduğunu hala hatırlarım. Bilmeyenler için bu fonksiyon, yazılarınızda WordPress’in P’sini küçük yazmanızı engelliyor. Ben her zaman P’yi büyük yazarım, ama dalgınlığıma gelir de küçük harfle yazarsam, asla bilemeyeceksiniz.

Biraz bu etkinliğe özel olsa da Bulut ÖZTÜRK bu etkinliğin bir vlogunu çekti. Her ne kadar diğerlerinden farklı bir etkinlik olsa da, neler olduğu hakkında biraz daha fikir sahibi olmak isterseniz izlemenizi tavsiye ederim.

Etkinliğe katılım ücretsiz ve katılmak için bir WordPress gurusu olmanız da gerekmiyor. Basit bir kullanıcı, hatta WordPress’i sadece bir akrabadan duymuş olsanız bile katılmakta özgürsünüz. Kendimden biliyorum, buraya katıldıkça çok daha fazla şey öğrendim. Eminim ki sizler de yeni şeyler öğreneceksiniz.

O günden bu yana gerek katılımcılarla sosyalleşerek, gerek Barış abinin desteğiyle çok şey öğrendim. Grubun en genç üyesiyim ve bununla mutluyum. Bu ay sonunda veya Nisan başında olacak sonraki etkinliğe de katılacağım.

ŞAHSİ GÖRÜŞ – ÖZEL DUYURU

Ankara WordPress Meetup grubu olarak yapılan bu etkinliklerde bir kısır döngü var. Kadın katılımcı sayısı az olduğu için diğer kullanıcılar katılmıyor, diğer kullanıcılar katılmadıkça da kadın katılımcı sayısı az oluyor.

İnternetin üçte birine hakim olan WordPress’in tek kullanıcılarının erkekler olmadığını biliyorum ve kendimce kadın kullanıcıların/geliştiricilerin de bu etkinliklerde bir payı olsun istiyorum. Bu duyurunun, hatta bu yazının genel amacı, bilen bilmeyen herkese WordPress Meetup etkinliklerinin nasıl olduğunu tanıtmak.

Kadınlar; kendi güvenlik şüphelerinizden dolayı katılmak istemiyorsanız, Meetup grubunda kadın katılımcılar da bulunmakta. Onların görüşlerini alabilirsiniz. Hatta düşünürseniz, WomenPress adında kadınlara özel etkinliklere katılarak daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz.

Son olarak katılan arkadaşlar, bu etkinliğin ne olduğunu, kendi deneyim ve öğrenimlerinizi çevrenizle gerek internet, gerek sohbet yoluyla paylaşın. Hiç katılmamışsanız bile bu yazıya bir göz gezdirin, böylece sizler de bu buluşmalar hakkında bir fikir sahibi olacaksınız.