AuthorBatuhan Gindeközü

Black Mirror: Bandersnatch – Oyun gibi mi, hayat gibi mi?

Bu film adeta bir oyun. Yönetmen siz değilsiniz ama gidişat sizin elinizde. Filmin farklı sonları, her bir seçenekte izlediği farklı yolları var. Kararlar sizin elinizde, ama bu film bir oyun gibi mi, yoksa hayat gibi mi?

En başında seçeceğiniz kahvaltılık gevrekten kimi takip edeceğinize kadar, beklemediğiniz olaylar karşısında ne yapacağınıza kadar seçimleriniz, gidişatı değiştirecek.

Tabi filmdeki karakteri bir oyundaki gibi yönetmeyi beklemeyin. Belli zamanlarda iki seçenek çıkacak, siz de onları seçerek her seferinde farklı bir film izleyebileceksiniz. Her bir seçenek için on saniyeniz var, bu süreçte seçmezseniz varsayılan olarak ilk seçenek üzerinden gidecektir.

Ayda bir kere izleyin derim. Her şey gibi siz de değişiyorsunuz. Film de size göre değişiyor. Tabi bu film tek seçeneğiniz olmayacak. Bandersnatch gibi interaktif filmler çıkarılmaya başlandı, onları izlediğimde de yorumunu yapacağım. Bilginiz olsun, bu filmi interaktif olarak, en iyi haliyle sadece Netflix üzerinden izleyebilirsiniz. Detaylı açıklamayı aşağıda verdim, okumaya devam edin.

Her seçim bambaşka bir seçeneğe gitmiyor. Filmde 10 tane yol ayrımı varsa, 2^10 (1024) tane seçenek olmuyor. Bazı patikalar geri gitmenize sebep oluyor. Bazıları birbiriyle kesişiyor, bazıları bambaşka yollara ayırıyor. Oldukça etkileyici ve fiilen kişiye özgü bir film ortaya çıkıyor.

Crossover zamanı! Önceki yazımda bahsetmediğim bir şey, bu filmi bir korsan site üzerinden düzgünce izlemeniz mümkün bile değil. İnteraktif bir içerik olması, size yönetim şansı sunması, her seçenekte nereye gideceğiniz farklı.

Bu film üzerine düşülmüş, ağır bir emeğin ürünü ve kopyalanması da bir o kadar emek isteyecektir. Korsan içerik sitelerinin bu kadar detaylı uğraşacağını sanmıyorum. Bir korsan site üzerinden hâla izleyebilirsiniz, ama bir başkasının seçimlerini izlemiş olacaksınız. Dolayısıyla da interaktif içerik olmasının bir anlamı kalmayacak.

Film hakkında bir bilgi; yapılan bütün çekimler toplamda beş saatten daha uzun. Bu beş saatin seçimlerinize bağlı olarak bir-iki saatini izliyorsunuz. Çekimlerin yanı sıra her bir seçimin nereye gideceği de akıl almaz, büyük uğraşlar isteyen ayrı bir konu.

SPOILER UYARISI: Henüz Black Mirror – Bandersnatch’i izlemediyseniz, bu paragrafta yazıyı bitirin. Resmin ardına geçmeyin. Yazımı okuduğunuz için size teşekkür ediyor ve sevdiğinizi umuyorum. Filmi izlediğinizde bu paragrafın devamını da mutlaka okumayı unutmayın!

Spoilerlar buradan başlıyor! Filmin en ilgimi çeken iki büyük noktası var. Bu noktalardan birisi karakterin, bir şey tarafından kontrol edildiğini fark etmeye başladığı an. Seçimleri kendisinin yapmadığını anladığında anlık olarak gerçek dünyaya dönüyorsunuz.

İkinci büyük noktayı sadece filmi tekrar izlediğinizde görüyorsunuz. Kelebek etkisi, yani olabilecek en küçük değişikliğin bile daha sonra devasa bir tepkiyle karşınıza çıkacağını fark ediyorsunuz. Hangi şarkıyı seçtiğiniz, hangi gevreği yediğiniz bile senaryoyu adeta ikiye bölüyor.

MASTER SPOILER: Farklı senaryolar merak edilesi olduğu için, kişinin tekrar tekrar izlemesi gerekebiliyor. Yine de gerçeği söyleyeyim; mutlu bir son yok. Olası tüm senaryolar mutsuz bir sonla bitiyor. Bir bitiş kısmında oyun beş yıldızla değerlendirilse de, çocuk babasını öldürdüğü için hapse gidiyor. Bir diğerinde ise geçmişini değiştirdiği için, terapist koltuğunda ölüyor. Yol üzerindeki macera yine de çekişmeli, izlenesi.

Netflix’te dizi film zamanı

Netflix tarzı eğlence servisleri hayata bazen katkı sağlayabiliyor. Netflix özel serileri, yığınla film ve diziye erişmek için reklamsız bir hizmet. Tek sorun ayda bir cepten çıkacak bozukluklar. Peki Netflix yerine korsan dizi/film sitelerinden izlesek ne değişir? Vazgeçilmez mi? Yazımda detaylı olarak değerlendirdim.

Bu yazıyı şu anda okumak için vaktiniz olmayabilir, eğer öyleyse buraya tıklayarak özete direkt atlayabilirsiniz.

Para vermeye değer mi?

Çok büyük bir ücreti olmadığı gibi, para vermeye de değen bir sistem. Günde kenara bir lira koyabiliyorsanız, her ay bir Standart üyelik parası (27.99₺) çıkarabilirsiniz. Her neyse, parayı kafaya takarak düşünecekseniz bu yazı zaten sizin aradığınız türden bir yazı değil. Ben deneme sürümünü kullanıyorum, ama kenarda birer liralarım duruyor.

Netflix‘in sevdiğim yanlarından birisi, reklam olmaması! İzlediğim bölümün başında *rastgele kelime*-bet xbin reklamı çıkmıyor. Videoya tıkladığımda beni yeni sekmede bir +18 reklama göndermiyor. Kısacası reklam konusunda rahat bir nefes alabiliyorum. Bazı siteler var ki AdBlock bile fayda etmiyor artık, sırf stres.

Ayrıca içerikte kalite farkını da gözle görüp, kulakla duyabiliyorsunuz. Dürüst olalım, hiçbir korsan dizi/film sitesi 720p’den yukarı çıkamıyor. Bazen onun gerçekten 720p olduğu bile bir muamma. Kullandığım standart pakette ise gerçek 1080p keyfini, birden çok dil ve yüksek kalite ses seçenekleriyle izleyebiliyorum.

Birçok dizi ve filmin tek platformda olması da ayrı bir güzellik. Korsan sitelerin birinde X filmi varsa Y filmi yok, diğerinde Y var ama 480p falan. Can sıkıcı ve uğraştırıcı, hele ki yarım akıllı bir televizyonda reklam çıktığında tarayıcı çöküyor. Netflix’in ise bir televizyon uygulaması ve rahat kontrolleri var.

Bedava sirke baldan tatlı değil. Bedava sirkenin sirkeliğinden şüphe duyun. Parasını verip balı almayı tercih ediyorum.

Netflix her şeye sahip değil…

Güzel yanlarından fazlasıyla bahsettik ama Netflix’in de eksileri var. Her ne kadar korsan siteler kadar fazla olmasa da, Netflix’in de tökezlediği yerler var.

Netflix gibi büyük bir platformda bile bazı filmler ve diziler eksik. Gerek bazı dizilerin Türkiye’de yayınlanmaması, gerek hiçbir yerde bulunmaması sorun olabiliyor. Bunun en büyük örneği özellikle son Marvel filmlerinin bulunmaması.

Netflix her ne kadar büyük bir dizi ve film ağı olsa da, içeriğinin çoğunluğu başka yapımcıların. Netflix, bu içeriklerin yayınlanması için Twentieth Century Fox, Walt Disney Studios gibi içerik stüdyolarıyla anlaşma yapıyor veya tam tersi, bu stüdyolar Netflix ile anlaşıyor. Ne yazık ki Marvel Studios ile Netflix bağlarını kopardığı için son Marvel içeriklerini göremiyoruz.

Bunun haricinde bazı içerikler, belirli sebeplerden dolayı bazı ülkelerde kısıtlanabiliyor. Bazı dizi/filmlerin Türkiye’de yayınlanmayacağı planlanmışsa, Netflix’te de yayınlanmayabiliyor.

Netflix her ne kadar güzel olsa da, tam değil. Bu durumda gülü seven dikenine katlanmak zorunda. Bazı izlediğim içerikler Netflix’te olmadığı için, onları korsan sitelerden izlemek gerekebiliyor. Reklamlar her ne kadar sinir bozucu olsa da, katlanacağız artık.

Kısacası…

Dizileri hala korsan sitelerden ücretsiz izleyebilirsiniz, ama her bölümde reklamlarla ve daha fazla reklamla boğuşmak zorunda kalabilirsiniz. Bunun yanında kalitede kayıplar da sorun olabilir, yani, bence Netflix.

Reklam olmadan, kaliteli bir şekilde ve birçok farklı platformda/cihazda kolaylıkla kullanabilirsiniz. Öte yandan, korsan siteler için aynı şeyi söylersem yalan olur.

İlk adımım: Teknoself

Teknolojiye olan sevgim, beni çeşitli teknoloji haber sitelerinde yazarlığa itti. Bu yazımda bahsettiğim Teknoself, benim ilk yazarlık kariyerim değil. Bu yazı daha çok benim ilk deneyimlerim ve kendi gelişimim hakkında olacak.

Facebook’taki teknoloji gruplarında yazılar yazıyordum ve bu yazılar, yaptığım yorumların da yardımıyla, Mehmet SAYINKAPLAN‘ın teklifiyle, onun projesi olan Teknoself’te gönüllü yazarlık yapmaya başladım. Her ne kadar yazarlıktan pek bir eser olmasa da…

Teknoself, çoraklaşmadan önceki son demlerinde.

Benim için biraz daha deneme tahtası gibi olsa da, orada kendimi geliştirdim. Yazarlık namına değil, ama yine de gelişim sonuçta. Projeye ilk katıldığımda düzensiz bir Wix sitesi ve olmayan bir logo ile iş yapmaya çalışılıyordu. Ben de ufak bir iyilik yapmak istedim ve araştırma yaptım. Ücretsiz “.tk” alan adı ve ücretsiz bir hosting kullanarak bir site açtım. Bu siteye ise 3 gün süren bir “bilgisizlik dönemi” boyunca WordPress kurmaya çalıştım. Bir şekilde deneme yanılma yoluyla WordPress’i keşfettim ve uygun bir tema ayarladım. Biraz göze girme maksadıyla bunu bir sürpriz olarak sundum ve projede bulunanlar da oldukça beğendi.


Teknoself için yaptığım ikinci logo. İlki haç işaretine çok benzetildi, bu yüzden hiç kullanılmadan buna geçildi (ilk logo sadece “t” harfiydi).

Sayfayı dediğim gibi bir deneme tahtası olarak kullanıyordum. Olmayan tasarım bilgisiyle Paint’ten ilginç bir “t” logosu hazırladım. Sayfanın bir marka logosu olsun istemiştim, olmuştu da. Tabi biraz eğri büğrüydü, ama olmuştu o kadar.

Bu süreçte teknoloji haberlerini sıkça okudum, yazarlık yapmadım ama fazlaca okudum ve daha fazla öğrendim. Ayrıca ilk denemelerimle beraber WordPress hakkında da araştırmalar yaptım, kendimi tasarım konusunda ufaktan geliştirmeye çalıştım (Paint’ten değil, Pixlr Editor) ve zaman geçtikçe çok daha iyi işler başardım.

Çocuktum ve doğru konuşmak gerekirse ilgi manyağıydım, bunları yapmamın da asıl sebepleri bunlardı genel olarak. Her ne kadar bir çocuk işi olsa da, emek verdiğim şeylerdi ve karşılık almayı biraz istiyordum. Bunun üzerine çocukça bir şekilde inatlaştım ve çıkartıldım. Daha sonra yeniden katıldım fakat pek fazla destek çıktım diyemem. Teknoself yıllar boyunca, çöpe atılmış, boş bir proje olarak kaldı.

Teknoself ama sürekli boş değildi. Daha sonraki süreçlerde Burak KOŞAR sayfaya katıldı ve Teknoself’i o da yeniden canlandırmayı denedi. Yukarıdaki ekran görüntüsünde Burak’ın da oldukça büyük payı var. Ben bu çabalara TeknoselfReboot demiştim, fakat biraz nafile oldu. Teknoself zaten çökmüştü, yenilemeye çalıştıktan sonra da çok büyük bir gelişme gözlemleyemedik. Sonra da site battı zaten.

Soldan sağa zamanla gelişen Teknoself profil resmi çalışmalarım. Temel hep “t” oldu.

Teknoself’te bulunmak benim birçok ilkimi gerçekleştirmeme sebep oldu ve bu yüzden katıldığıma mutluyum. İlk WordPress sitem, ilk logo denemem, yazarlık yapma çabalarım hep Teknoself’te başladı. Bugün beni ben yapan şeyleri biraz Teknoself’e borçluyum diyebilirim, hehehe.

Şu anda öğrendiğim bilgiler ve deneyimler ile kendimi tasarımda ve yazarlıkta da geliştirdim, ama o artık başka bir yazımın konusu.

The Ankara WordPress Meetup

Yazının sonunda bir özel bildirge var. Yazı uzun gelmiş olabilir, okumak istemeyebilirsiniz, ama mutlaka bildirgeye bir göz atın. Bu metne tıklayarak direkt özel bildirge kısmına inebilirsiniz.

Geçen sene WordPress panelinde gezinirken Dashboard’da (başlangıç menüsünde) bir Ankara WordPress etkinliğinin olduğunu gördüm.

İnceledikten sonra etkinliğe katıldım ve WordPress kullanıcıları ve geliştiricileriyle tanıştım, güzel vakit geçirdim ve o zamandan bu yana Ankara WordPress Meetup grubunun bir üyesiyim. Tamı tamına 13 aydır bir fire haricinde düzenli olarak katıldığım bu etkinliklerde yaşadığım deneyimi sizlerle paylaşacağım.

Geçen sene, 27 Mayıs’ta WordPress’in doğum gününü kutladık ^u^

25 Şubat 2018 tarihinde katıldığım ilk Ankara WordPress Meetup (grup) buluşması (buluşma) bir yarışmaydı. Buluşma resmiyete sahipti, Barış ÜNVER resmi WordPress organizatörü olarak yanımızdaydı.

Sabah 10 civarı olan buluşmaya 9.30 gibi gelmiştim. Barış abi de oradaydı, mekanın düzenini ayarlıyorlardı. Orada bir ilk tanışma faslı yaşandı, sonrasında ise zamanın geçmesini bekledik. Saat 10’dan sonra katılımcılar gelmeye başladı, fakat ufak bir sorun vardı. Grupta 60 kadar kişi “katılıyorum” dese de 15-20 kişi ha geldi, ha gelmedi. Beklenen bir senaryoymuş. Benim için (ve Meetup’ta kayıtlı olan) ilk buluşmaydı ama Barış abinin düzenlediği ilk buluşma bu değilmiş meğersem.

Grupta olanlara toplu bildirim gönderildi, bildirimden sonra da katılan sayısında pek bir değişme olmayınca 11 gibi grupça tanışma faslına başlandı. WordPress kullananlar, tema/eklenti geliştirenler kendilerini tanıttılar. Ben kullanıcısıydım, kendimi de o şekilde tanıttım.

Tanışma faslı bittikten sonra kahvaltılar edildi, herkes kendini tanıttığı için ilgili gruplaşmalar oldu, sohbetler döndü, böyle devam etti ve yarışmaya başlangıç atıldı.

İlk buluşmanın yapıldığı Vecihi kafe. Buluşmaların geneli kafelerde oluyor aslında.

Yarışmanın ufak çaplı ödülleri de vardı, ilk üç kişiye bazı premium WordPress eklentileri hediye ediliyordu. ShortPixel kredileri vardı, hatırladığım tek şey de bu şu an ^u^. Yarışma hakkında komik bir bilgi; puanlamalarımız kulak çubuklarıyla yapıldı. Kullanılmış olanlar değillerdi, ama yine de düşüncesi eğlenceliydi. İlk fikir kürdanmış ama kulak çubuğunda karar kılınmış sonradan.

Üç kademeden oluşan sorular vardı, ilk sorular geyik olanlardı. Doğru cevap bağırıyordu adeta, geri kalanlar da geyik cevaplardı, bu kademede puanlamalar olmadı. Sonraki kademede doğru cevap veren her kişiye bir kulak çubuğu verildi, ondan sonraki kademede ise iki tane.

Yarışma sırasında WordPress hakkında yeni şeyler öğrendim. O günden beri capital_P_dangit() fonksiyonunun ne olduğunu hala hatırlarım. Bilmeyenler için bu fonksiyon, yazılarınızda WordPress’in P’sini küçük yazmanızı engelliyor. Ben her zaman P’yi büyük yazarım, ama dalgınlığıma gelir de küçük harfle yazarsam, asla bilemeyeceksiniz.

Biraz bu etkinliğe özel olsa da Bulut ÖZTÜRK bu etkinliğin bir vlogunu çekti. Her ne kadar diğerlerinden farklı bir etkinlik olsa da, neler olduğu hakkında biraz daha fikir sahibi olmak isterseniz izlemenizi tavsiye ederim.

Etkinliğe katılım ücretsiz ve katılmak için bir WordPress gurusu olmanız da gerekmiyor. Basit bir kullanıcı, hatta WordPress’i sadece bir akrabadan duymuş olsanız bile katılmakta özgürsünüz. Kendimden biliyorum, buraya katıldıkça çok daha fazla şey öğrendim. Eminim ki sizler de yeni şeyler öğreneceksiniz.

O günden bu yana gerek katılımcılarla sosyalleşerek, gerek Barış abinin desteğiyle çok şey öğrendim. Grubun en genç üyesiyim ve bununla mutluyum. Bu ay sonunda veya Nisan başında olacak sonraki etkinliğe de katılacağım.

ŞAHSİ GÖRÜŞ – ÖZEL DUYURU

Ankara WordPress Meetup grubu olarak yapılan bu etkinliklerde bir kısır döngü var. Kadın katılımcı sayısı az olduğu için diğer kullanıcılar katılmıyor, diğer kullanıcılar katılmadıkça da kadın katılımcı sayısı az oluyor.

İnternetin üçte birine hakim olan WordPress’in tek kullanıcılarının erkekler olmadığını biliyorum ve kendimce kadın kullanıcıların/geliştiricilerin de bu etkinliklerde bir payı olsun istiyorum. Bu duyurunun, hatta bu yazının genel amacı, bilen bilmeyen herkese WordPress Meetup etkinliklerinin nasıl olduğunu tanıtmak.

Kadınlar; kendi güvenlik şüphelerinizden dolayı katılmak istemiyorsanız, Meetup grubunda kadın katılımcılar da bulunmakta. Onların görüşlerini alabilirsiniz. Hatta düşünürseniz, WomenPress adında kadınlara özel etkinliklere katılarak daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz.

Son olarak katılan arkadaşlar, bu etkinliğin ne olduğunu, kendi deneyim ve öğrenimlerinizi çevrenizle gerek internet, gerek sohbet yoluyla paylaşın. Hiç katılmamışsanız bile bu yazıya bir göz gezdirin, böylece sizler de bu buluşmalar hakkında bir fikir sahibi olacaksınız.